Arıza Diası

Hayatı nasıl karşılarsak, hayat bize onlarla gelir. Küçüğüm. Bir resim beni çok mutlu ediyor sıkıldığım anlarda. Ya da hayal kurma aracım o benim. Ne zaman istediğim bir şey olmasa, ne zaman istediğim izine ret cevabı alsam koşuyorum odama, o fotoğrafı alıyorum elime. Fotoğraf, soğuk bir kış gününde çekilmiş. Uzun uzun bakıyorum. Bir süre sonra, gerçekliğin …

Okumaya devam et Arıza Diası

Reklamlar

Korkularım ve o küçük kız çocuğu

Zaten her bir gün, hayatınızdaki bir olaya giden yolun bir önceki günü değil midir ki?.. Ve yapılan her davranış, bir diğer davranışı ve olayı getirmez mi peşi sıra?

Sallandık mı ne!?…

  https://www.youtube.com/watch?v=MuAGGZNfUkU Yılın bir kaç ayı ders vermek üzere İstanbul'a giderdim, bir kaç yıl öncesine kadar. Bir gidişim de, 1999’un Eylül ayıydı. Bu sefer üç dersin de hocasıyım. Uzun kalacağım İstanbul'da. Çoğunlukla Florya'daki, bazen de Yeşilköy'deki misafirhanelerimizde kalırım her gidişimde. Eğer gece bir yerlere gezmeye gidersem de, İstanbul'a İzmir'den tayin olmuş meslektaşımın evine dönerim, ulaşım …

Okumaya devam et Sallandık mı ne!?…

Geçmişte gezinti…

https://www.youtube.com/watch?v=MAXvnNiELls Kendimi keşfimin ilk adımı, tuttuğum günlüğün olağan anıları arasına yazdığım ilk içsel cümledir:  "Sana çok kızdım öğretmenim!.." Yıllar sonra o ilk içe bakışı okuduğumda içim burkuldu. Kimsenin bana, ‘günlük neden tutulur’u, ‘ne yararları olur’u anlatmadığı, ama günlük tutmanın moda olduğu bir dönemde başlamıştım yazmaya. Sanki, yazı yazmayı öğrenmenin hemen üç yıl sonrasında yaratılan bir …

Okumaya devam et Geçmişte gezinti…

Nöbetlerdeyim…

https://www.youtube.com/watch?v=cLBaiGy7r_4 Aslında ben doğuştan böyle değilim, sonradan oldum. Özellikle de son otuz yılımın şimdiki ben olmamda rolü çok büyük, hakkını yememeliyim. Son otuz yıl… İşimi kapsayan bölüm, yaşadığım onca yılda. Bu işe girerken böyle olacağımı bilemezdim tabii ki. Yaşım 21, herkes gibi kendi doğal ortamında yaşayan insanlardan biriyim o zamanlar, normale yakın, hatta normal bile …

Okumaya devam et Nöbetlerdeyim…

Ummadık taş…

Kendi tesadüfümü mü yaratmıştım? O zamanlarda adını bilmediğimiz "kuantum düşünme"; insanların düşüncelerinin kendi yaşamlarını yönlendirdiğinin kabul edilmesi demektir. Yaşantımızın en küçük noktasında dahi, herhangi bir hareketimizde, mevcut olasılıklarından bir tanesini, sevgi ya da korku ile işleyerek, yani; düşünerek, hissederek, duyumsayarak, günlük yaşamdaki parçacık gerçekçiliğine dönüştürebildiğimiz söylenmekte ve denilmekteki; iç dünyamız (düşünce, duygu, ve hisler) ile dış dünyamız (fiziksel gerçeklik) karşılıklı birer aynadır. Dıştaki aynaya içimizden neyi gösterirsek, o ayna da içimize onu gösterecektir.

“Sevmek, Sevilme Projesidir”

"Arkadaşlık, Aşktan neden daha önemli?" Sorusu takıldıysa aklınıza, Yazının başlangıcından bu yana; Aşk mutluluğu getirip huzuru yerinden oynatırken, arkadaşlık huzuru getiriyor başlı başına. Benim için huzur, mutluluktan daha önemli yaşamımda. Ama ikisi de olmazsa olmaz birlikte ya da tek başına.... Aşkınızın arkadaşınız olması şansıysa En büyük dileğim arkadaşlarıma...

insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı

Daha bir çok anı var... Tüm anılarım aklıma geldikçe diyorum ki; İyi ki annem tiyatro sanatçısı olmuş. İyi ki sabah akşam elinde tekstler ezber yapmış bütün gün, iyi ki babam Sanremo müzik yarışmalarını dinlemiş, şarkılarını çalışmış... İyi ki Ayşe bacının olmadığı zamanlar uyumamız için, otomatik 45 lik çalarımız varmış. Tüm 45 likler, Türk ve dünya masallarıymış iyi ki... ve iyi ki masallar klasik müzik ile başlar klasik müzik ile bitermiş.

Son İki Gün…ve bambaşka bir yol

  Yarın bir üniversite sınavı daha var. Benim o inanılmaz heyecanlı sınavımdan bu yana kaç sınav daha geçti saymadım. Sistemler, sorular değişiyor ama heyecanlar hep aynı kalıyor. Bir de ne olmak istediğimize karar verme telaşı... Lisede, matematik bölümü öğrencisiydim. Çok iyi bir eğitim alıyorduk. Dershaneler daha yeni yeni açılıyordu. Üniversite Sınavı öncesi arkadaşlarımdan bazılarının dershaneye gittiğini duyar duymaz koştum orta …

Okumaya devam et Son İki Gün…ve bambaşka bir yol