Ne değişmişti bu üç günde?

Hiç bir bilgisi yoktu aslında şiir hakkında, şiirin ruhu hakkında. O sadece, şiir bilmeyen, şiiri anlamayan bir toplumun şiir seven üyesiydi. Kelimelerin günlük yaşamda tutturulamayan, alışılmadık güzellikteki ritminin etkisiydi onu çeken.

Reklamlar

Eylemler ve Anlamları

Her şeyi bırakarak yürüdüm çıktım, kırküç yıllık, içindeyken fark edilemeyen, bir kez dışarıdan bakınca görülebilen yalancı huzurdan. Yaşamım üzerinde dayatmaları olan sevdiklerime bana yaptıklarını anlatamadım; geriye, yürüyüp gitmenin kalacağı bir anlaşılamamaktı yaşanan. Çünkü kendimi gerçekleştiremiyordum. Yol ayrımındaydım; seçeceklerim ve bırakacaklarım arasında. Seçtim ve yürüdüm. Vücudum çıplak değildi yürürken, ama kalbim çıplak ve savunmasız kalmıştı. Bir baştan bir başa geçtim eski ‘ben’den yeni ‘ben’e, çırılçıplak. Kendim için bir eylemdi bu ve kendi doğrum adınaydı.

Klişeler

O kalabalıkta, koşuşturma ve keşmekeşin içinde fark edilmeyecek kadar sessiz, sakin, küçük bir çocuk vitrinden içeri bakıyordu. Garson çocuk, bir iki fark etti ufaklığı. Giyiminin fakir görüntüsü ve içeri girip girmeme arasındaki bocalamasından kuşkulandı. Bu kalabalıkta pastanede özellikle kadın müşteriler çantalarını sandalyelerin arkasına asıyorlardı. Bir hırsızlık olayının yaşanması hiç de hoş olmazdı; hem müşteri kaçırırlar …

Okumaya devam et Klişeler

Saklanmak…

https://www.youtube.com/watch?v=N7BGd2AX76o Romanın son sayfasında, hikayenin başında, ona yemek ve yatak veren rahibin gümüşlerini çalan  Jean Valjean ölüyordur; vicdan ve iyiliği o dönemin olayları ile anlatan romanın kahramanı,  "Işık görüyorum” der. Sonunu bile bile, hatta hikayenin neresinde ne olacağını bile bile, defalarca okunacak bir kitaptır “Les Miserables”. Her ne kadar Goethe eleştirmiş olsa da, severim Victor …

Okumaya devam et Saklanmak…

Bilincimizin yaptıkları…

Benim yaşımda ya da daha büyük olup da çocukluktan bu yana okumayı sevenlerin hatırlayacağı bir dergiden ve o derginin zihnimde açtığı pencerelerden bahsetmek istiyorum... Okumayı hep çok sevdim. Çünkü bana "oku" ya da "okumak çok güzel bir şeydir, okumalısın" gibi okumaya teşvik edici cümleler kurmak yerine, günün belli saatlerini okumaya ayıran anne babam oldu. Onların gazete …

Okumaya devam et Bilincimizin yaptıkları…

Tarihten Bir İşaret (3)

Yaşam ne garip değil mi? Ben Cheltikov'ların konağında kalırken elimi taş duvarlarının üzerinde tutup gözlerimi kapatıp o binada bıraktıkları sevinçleri, üzüntüleri, heyecanları hissetmeye çalıştım. Keşke Umberto ECO'nun dediği gibi, geleceğe bırakılan işaretleri görebilseydim. Belki de sadece hatırlanmak istediler...

Tarihten Bir İşaret (2)

"Molok" süt demek Rusça'da, "Molokan" süt içen. Molokan ya da bizim dediğimiz gibi Malakanlar, I. Petro'nun haftada iki kere olarak sınırladığı süt perhizine uymadıkları için dışlandılar. Her gün, sabah akşam süt içerlerdi. Tabi dışlanmaları sadece bundan değil; Ne olursa olsun dedikodu, kavga, kötü söz gibi başka bir insanı incitecek hiç bir şey yapmazlardı. Biliyor musunuz mahkemeye gitmemişler hayatları boyunca... "Bir anlaşmazlık olmamalı iki insan arasında" düşüncesi Tolstoy'u çok etkilemişti. "Diriliş" romanı, onlardan esinlenerek yazılmıştır. Öğretileri Konfüçyüs, yaşamları komünal. Bırakın insan öldürmeyi, mülkiyet edinmek ayıp onlarda. Dünyada yaşayan herkesin tüm dünya nimetlerinde hakkı var. Evliliklerinin takdis edilmesine gerek yoktu, ya da aralarında yaptıkları bir anlaşmada senete sepete... Hatta diğer köylüler o dönem onları banka gibi kullanırlardı. Paralarını onlara vererek biriktirirlerdi. Yazacak çok şey var ve büyük çoğunluğu Vedat AKÇAYÖZ'ün kitabında yazılmış zaten. Okumanızı tavsiye ederim. Başka hayatları idrak etmenin yanı sıra bir huzur buluyorsunuz, bir mutluluk oluşuyor içinizde bu kitabı okurken.

Yerçekimli Karanfil ve Yerçekimli Dalgalar

Yerçekimi denince Edip Cansever gelir aklıma Yerçekimli Karanfiliyle, ne fizikmiş, ne Newton, ne Albert Einstein... İmgeler girmiştir şiire, dize anlayışına bir yenilik gelmiştir. Severim bu şiiri... Fizikten önce edebiyatın imgesidir yerçekimi benim için. Oysa çok büyük bir keşfe imza attılar geçtiğimiz günlerde. 100 yıl sonra gözlemlediler, üstelik sesini bile kaydettiler yerçekiminin.

Bilimi anlamalı, Sanattan keyif almalı, Felsefe ile düşünmeliyiz

"Eğer ormanda bir adam aklından geçeni söylerse ve onu hiç bir kadın duymazsa adam haksız bulunabilir mi ?" Duymadığınız sürece ya haklıdır ya haksız ama duyduğunuz an tek sonuç vardır elde... Haksız. Şaka bir yana; Fiziği oldukça karmaşık, anlaşılamaz olduğu kadar anlaşılabilir, teorileri olduğu kadar paradoksları mevcut ve sicim teorisinden, zaman bükülmesinden, çoklu paralel evrenlere kadar uzanan yeni bir düşünce; kuantum. Doğal olarak da felsefesi muhteşemdi ama hiç de yeni değildi. Doğunun felsefesi batının fiziği olmuştu sadece.