Bağlantılı Öykülerim

Başlarken hiç böyle olacağını düşünememiştim. Bu kadar yazıyordum da bu kadar okunacağımı tahmin edememiştim. Bir kaç arkadaşım destekledi ve okudular başlarda… Onların desteği sürerken yeni okuyucular katıldı, yine beni bilen , tanıyan. Şimdilerde hiç tanımadığım ama blogumu takip eden okuyucularımdan mesajlar, mailler alıyorum, yazılarım hakkında görüşlerini içeren. Çok mutluyum. Yazmak bana yetiyordu ama okunmak bambaşka bir mutluluk kaynağım oldu. Bu mutluluğumu sizlerle paylaşmak istedim. Mutluluğumu maillere, mesajlara, yorumlara cevap yazarken de paylaşıyor ve sorulan soruları cevaplıyorum. Ancak blogumu takip etmeye yeni başlayan bir dostumuzun önerisini yerine getirmek istiyorum, bunu benden ikinci kez, bu defa önemle rica ettiği için bu yazıyı sizlerle paylaşacağım. Yazdığım öykülerin bütünlüğünün sağlanabilmesi, tek tek okunabilirken bir arada okunması ile verilecek temanın alınabilmesi amacıyla öykülerimin baştan sona doğru sırası...

Bir ‘inanamadım’ yazısı daha…

12.07.2017 "Eski bir kitap, elimizde vardı maalesef dün satıldı." diyor ilk girdiğimiz sahaftaki genç. Hiç beklemeden diğerine giriyoruz, elimde telefon kitabın fotoğrafını gösteriyorum tüm satıcılara. O kadar emin "yok" diyorlar ki "hiç mi yok !" demekten kendimi alamıyorum. Sonra bizi Kadıköy'de başka bir sahafa yönlendiriyorlar. Girdiğimiz yer biraz ürkütücü geliyor arkadaşıma. Apartmanın üçüncü katına açılmış …

Okumaya devam et Bir ‘inanamadım’ yazısı daha…

Sallandık mı ne!?…

  https://www.youtube.com/watch?v=MuAGGZNfUkU Yılın bir kaç ayı ders vermek üzere İstanbul'a giderdim, bir kaç yıl öncesine kadar. Bir gidişim de, 1999’un Eylül ayıydı. Bu sefer üç dersin de hocasıyım. Uzun kalacağım İstanbul'da. Çoğunlukla Florya'daki, bazen de Yeşilköy'deki misafirhanelerimizde kalırım her gidişimde. Eğer gece bir yerlere gezmeye gidersem de, İstanbul'a İzmir'den tayin olmuş meslektaşımın evine dönerim, ulaşım …

Okumaya devam et Sallandık mı ne!?…

Geçmişte gezinti…

https://www.youtube.com/watch?v=MAXvnNiELls Kendimi keşfimin ilk adımı, tuttuğum günlüğün olağan anıları arasına yazdığım ilk içsel cümledir:  "Sana çok kızdım öğretmenim!.." Yıllar sonra o ilk içe bakışı okuduğumda içim burkuldu. Kimsenin bana, ‘günlük neden tutulur’u, ‘ne yararları olur’u anlatmadığı, ama günlük tutmanın moda olduğu bir dönemde başlamıştım yazmaya. Sanki, yazı yazmayı öğrenmenin hemen üç yıl sonrasında yaratılan bir …

Okumaya devam et Geçmişte gezinti…

Nöbetlerdeyim…

https://www.youtube.com/watch?v=cLBaiGy7r_4 Aslında ben doğuştan böyle değilim, sonradan oldum. Özellikle de son otuz yılımın şimdiki ben olmamda rolü çok büyük, hakkını yememeliyim. Son otuz yıl… İşimi kapsayan bölüm, yaşadığım onca yılda. Bu işe girerken böyle olacağımı bilemezdim tabii ki. Yaşım 21, herkes gibi kendi doğal ortamında yaşayan insanlardan biriyim o zamanlar, normale yakın, hatta normal bile …

Okumaya devam et Nöbetlerdeyim…

“…yahut zaman olmadı!”

https://www.youtube.com/watch?v=Isj5Nz-oEZk Bir gün öleceğiz arkadaşlar! Her geçen gün ölümümüze yaklaşıyoruz; ne zaman ve nerede olacağını bilemeden. Hatta bunu hiç düşünmeden, farkında bile olmadan, her geçen gün ölümü daha da unutarak yaşıyoruz. Ölüm bir gün, muhtemelen haber vermeden geliverecek. Daha yapacak işleriniz varken hem de, hayalleriniz varken... Ölüm söz konusu olunca, yapacak işlerin bir önemi de …

Okumaya devam et “…yahut zaman olmadı!”

Bu şiir çok hüzünlü be hocam!..

  “suskun ve yorgunum bu gece... sesini de unuttum sanki... bu yüzdendir ki dünden iyi değilim sadece...  nzm” … "çekimser aşklar mevsimindeyiz ... sen suskun... ben suskun...nzm"  Bir blogger arkadaşım geceye bırakmak üzere çok  güzel şiirler paylaşıyor, tam da benim sevdiğim gibi, hikayeleriyle birlikte. Ben de sever ve üzerinde çokça düşünürüm okuduğum bir şiirin hikayesini... …

Okumaya devam et Bu şiir çok hüzünlü be hocam!..